Pazartesi sabahı. Çocuğunuzun zihninde dönenler: Cuma günü teslim edilmesi gereken bir proje, perşembe günü önemli bir sınav, hafta sonu katılmak istediği bir doğum günü partisi, günlük ödevler ve bir de bitirilmesi gereken kitap özeti… Her şey aynı anda önemli ve acil görünüyor. Bu zihinsel “gürültü” o kadar bunaltıcı ki, nereden başlayacağını bilemiyor. Beyin, bu kadar çok karar karşısında donup kalır ve en az direnç gerektiren yola sapar: ertelemeye. Kendini en kolay olana, yani telefonuna vererek bu bunalmışlık hissinden anlık bir kaçış bulur. Sonuç? Çarşamba gecesi başlayan ve perşembe gecesi panik içinde sabaha kadar süren bir çalışma maratonu, yorgunluk, kalitesiz bir iş ve kronikleşen “Hiçbir şeye yetişemiyorum!” hissi.
Bu senaryo, zaman yönetimi becerilerinin eksikliğinin en net fotoğrafıdır ve ebeveyn olarak çocuğunuzun bu kısır döngüde çırpınışını izlemenin ne kadar zor olduğunu bilirsiniz. Zaman yönetimi, hayatı katı kurallarla bir robota çevirmek veya her dakikayı doldurmak değildir. Tam aksine, stresi yönetmek, ertelemeyi yenmek, beynin zihinsel enerjisini korumak ve en önemlisi, hem sorumluluklara hem de keyif alınan aktivitelere suçluluk duymadan zaman ayırabilmektir. Bu yazıda, çocuğunuza zamanının efendisi olmayı öğretmenin pratik yollarını keşfedeceğiz.
Yazının Ana Kavramı: Eisenhower Matrisi (Önemli/Acil Matrisi)
Zaman yönetiminin temeli, yapılacaklar listesindeki her şeyi aynı kefeye koymamak, yani önceliklendirme yapmaktır. Bu konuda en etkili araçlardan biri, eski ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower tarafından kullanılan Önemli/Acil Matrisi‘dir. Bu matris, yapılacak tüm işleri dört basit kategoriye ayırarak bize net bir yol haritası sunar:
- Acil ve Önemli (Krizler Kutusu): Hemen yapılması gereken, ertelenemeyen, ciddi sonuçları olan işler. (Örn: Yarınki sınava çalışmak, bugün son günü olan ödev.) Sürekli bu kutuda yaşamak, tükenmişliğe yol açar.
- Acil Değil ama Önemli (Büyüme Kutusu): Uzun vadeli hedeflerimize hizmet eden, planlama ve proaktif çaba gerektiren işler. Başarının, kişisel gelişimin ve iç huzurun yattığı yer burasıdır. Bu kutu, krizleri önleyen, stresi azaltan ve hedeflere sağlam adımlarla ilerlemeyi sağlayan sihirli alandır. (Örn: İki hafta sonraki proje için araştırma yapmaya başlamak, İngilizce sınavı için her gün 15 kelime öğrenmek, bir hobiye zaman ayırmak.)
- Acil ama Önemli Değil (Oyalayıcılar Kutusu): Genellikle başkalarının öncelikleri olan, bizi oyalayan ama kendi hedeflerimize hizmet etmeyen işler. Anlık bildirimler, “hemen bak” denen mesajlar bu kategoriye girer. Beynimiz, bu küçük ve kolay görevleri tamamlayarak sahte bir “üretkenlik” hissi yaşar. (Örn: Anında cevap bekleyen bir arkadaş mesajı, gereksiz e-postalar.)
- Acil Değil ve Önemli Değil (Zaman Tuzakları Kutusu): Kaçınılması veya sınırlandırılması gereken aktiviteler. (Örn: Amaçsızca sosyal medyada saatlerce gezinmek, TV’de zap yapmak.)
Başarılı ve huzurlu insanlar zamanlarının çoğunu 2. kutuda geçirirler, bu sayede işler 1. kutudaki krizlere dönüşmeden hallolur. Sürekli kriz modunda yaşayanlar ise zamanlarını 1. ve 3. kutularda harcarlar. Çocuğumuza bu matrisi öğretmek, ona görevlerine bir “önem” merceğinden bakma becerisi kazandırır ve reaktif olmaktan proaktif olmaya geçmesini sağlar.
Zamanı Yönetmek: Ne Yapmalı?
1. Önce Beynini Boşalt (Zihinsel Dağınıklığı Topla)
Plan yapmadan önce, yapılacak her şeyi zihinden çıkarıp bir kağıda dökmek gerekir. Psikolojide “Zeigarnik Etkisi” olarak bilinen bir olguya göre, beynimiz tamamlanmamış görevleri sürekli aklımıza getirerek zihinsel enerjimizi tüketir. Bu “açık sekmeleri” kapatmanın yolu, onları yazmaktır. Çocuğunuzla oturun ve aklındaki her şeyi bir kağıda dökmesini isteyin: “Matematik ödevi, proje konusu bul, arkadaşını ara, odanı topla, yeni bölümü izle…” Bu basit eylem, zihinsel yükü anında azaltır ve soyut bir endişeyi somut, yönetilebilir bir listeye dönüştürür.
2. Matrisi Kullanarak Önceliklendir
Boşaltılan listedeki her bir maddeyi birlikte Eisenhower Matrisi’ne yerleştirin. “Yarınki sınav” 1. kutuya, “proje konusu bulmak” 2. kutuya, “arkadaşının anlık mesajı” 3. kutuya ve “oyunda yeni seviyeye geçmek” 4. kutuya girer. Bu görselleştirme, çocuğun neye “evet” ve daha da önemlisi neye “hayır” demesi gerektiğini net bir şekilde görmesini sağlar.
3. Zamanı Blokla (Takvimini Randevularla Doldur)
Öncelikler belirlendikten sonra, görevleri takvime somut zaman dilimleri olarak yerleştirmek gerekir. Buna Zaman Bloklama (Time Blocking) denir. “Bu hafta matematik çalışacağım” demek yerine, takvime “Salı, 16:00-16:25: Matematik 1. Pomodoro” ve “Perşembe, 17:00-17:25: Matematik 2. Pomodoro” gibi net randevular koymak, o işin yapılma olasılığını kat kat artırır. Bu yöntem, ‘karar yorgunluğunu’ önler. Tıpkı bir okul ders programı gibi, ne zaman hangi derse gireceğinizi düşünmezsiniz, sadece programa uyarsınız. Zaman bloklama, hayatınızın ders programını oluşturmaktır. Her seferinde ‘Şimdi ne yapsam?’ diye düşünmek yerine, takvim kararı sizin için verir. Unutmayın, bu plana sadece dersleri değil, mola ve eğlence zamanlarını da eklemek çok önemlidir. “Cuma, 19:00-21:00: Arkadaşlarla online oyun” bloğu da en az ders bloğu kadar ciddiye alınmalıdır. Bu, dinlenmenin de planın bir parçası olduğunu gösterir.
4. Fili Dilimlere Ayır (Büyük Görevleri Parçala)
“Tarih projesini yap” bir görev değil, bir kabustur. Öğrencilerin ertelemesinin en büyük nedeni, görevlerin çok büyük, belirsiz ve ezici görünmesidir. Çözüm, “fili dilimlere ayırmaktır”. Her dilim, 15-20 dakikada tamamlanabilecek kadar küçük olmalıdır.
- Büyük Görev: Tarih projesini tamamla.
- Dilimler (Mini Görevler):
- Proje için 5 olası konu başlığı listele.
- Konu başlıklarını öğretmene gönder.
- Onaylanan konuyla ilgili 3 kaynak bul.
- Kaynakları oku ve notlar çıkar.
- Projenin ana hatlarını (giriş, gelişme, sonuç) oluştur.
- Sadece giriş bölümünü yaz.Bu küçük ve somut adımlar, başlamayı kolaylaştırır ve her tamamlanan adım beyinde küçük bir dopamin salgılayarak motivasyonu artırır.
Örnek Senaryo: Ne Yapardınız?
Lise öğrencisi Emre’nin perşembe günü teslim etmesi gereken bir coğrafya ödevi ve cuma günü de biyoloji sınavı var. Arkadaşları ise çarşamba akşamı sinemaya gitmek için ısrar ediyor.
- Plansız Yaklaşım: Emre, her iki işin de baskısıyla bunalır. Çarşamba akşamı “Biraz rahatlamam lazım” diyerek sinemaya gider ama film boyunca aklında sürekli ödev ve sınav vardır, filmden keyif alamaz. Perşembe günü okuldan gelince panikle coğrafya ödevini yetiştirmeye çalışır, gece yarısına kadar uğraşır. Yorgunluktan bitap düştüğü için biyolojiye çalışacak ne zamanı ne de enerjisi kalır. Sınavı kötü geçer.
- Planlı Yaklaşım: Emre pazar akşamı plan yapar. Coğrafya ödevini dilimlere ayırır: Pazartesi kaynak bulma, salı yazma. Biyoloji sınavı için pazartesi ve perşembe akşamlarına birer saatlik çalışma blokları koyar. Planını yaptığı için çarşamba akşamı sinemaya içi tamamen rahat bir şekilde gider, çünkü işlerinin kontrol altında olduğunu bilir ve o anın tadını çıkarır. Perşembe günü ödevini sakince tamamlar ve akşam da planladığı gibi biyoloji tekrarını yapar.
Özet ve Cesaretlendirme
Zaman yönetimi, çocuğunuza daha fazla şey yapmayı değil, onun için önemli olan şeylere zaman ayırmayı öğretmektir. Bu, dersler kadar dinlenmeyi, hobileri ve arkadaşlıkları da planlamak anlamına gelir. İyi bir plan, stresi azaltır, özgüveni artırır ve en önemlisi, çocuğunuza hayatının kontrolünün kendi elinde olduğu hissini verir. Zaman yönetimi bir hapishane değil, aksine suçluluk duymadan oyun oynamanın, endişelenmeden dinlenmenin ve hedeflere güvenle yürümenin anahtarıdır; yani gerçek özgürlüktür. Bu, reaktif bir kurbandan, proaktif bir kahramana dönüşme yolculuğudur ve ona verebileceğiniz en büyük hediyelerden biridir.
Bu Yazının Pratik Adımı: Bu pazar akşamı ailecek 15 dakikalık bir “Haftalık Planlama Toplantısı” yapın. Bunu bir denetim gibi değil, bir takım toplantısı gibi tasarlayın. Herkes kendi haftalık takvimini (bir ajanda, beyaz tahta veya Google Calendar gibi paylaşılan bir uygulama olabilir) önüne alsın. Önce haftanın sabitlerini (okul, kurslar vb.) yerleştirin. Sonra herkes o hafta bitirmesi gereken en önemli 2-3 “büyük taşı” (önemli ödev, sınav vb.) belirlesin ve bunları takvimde uygun zaman bloklarına yerleştirsin. Son olarak, ailece yapmak istediğiniz keyifli bir aktiviteyi de takvime eklemeyi unutmayın! Hatta bu eğlenceli aktiviteleri renkli kalemlerle veya çıkartmalarla işaretleyin. Bu, plan yapmanın sadece sorumluluklarla ilgili olmadığını, aynı zamanda dört gözle beklenecek güzel anlar yaratmak için bir araç olduğunu da gösterir.
Gelecek Yazı
Yazı 9/48: Dikkat ve Odaklanma: Dijital Çağda Dikkati Güçlendirmek
Kaynakça ve İleri Okumalar
- Covey, S. (2004). The 7 Habits of Highly Effective People. Free Press.
- Allen, D. (2001). Getting Things Done: The Art of Stress-Free Productivity. Penguin Books.
- Macan, T. H. (1994). Time management: Test of a process model. Journal of applied psychology, 79(3), 381.

