Hiç bir limonun kesildiğini gördüğünüzde veya sadece adını duyduğunuzda ağzınızın sulandığı oldu mu? Ya da çok sevdiğiniz bir yemeği yedikten sonra mideniz bozulduğu için, o yemekten bir daha ömür boyu tiksindiğiniz? Peki, dişçi koltuğunun sesi neden tüylerinizi diken diken eder?
Tüm bu tepkiler, doğuştan gelen refleksler değildir; sonradan öğrenilmiştir. Psikolojide buna Klasik Koşullanma diyoruz. Bu, beynimizin olaylar arasında bağlantı kurarak geleceği tahmin etme yöntemidir. Beynimiz sürekli olarak “A olayı olduğunda, hemen ardından B olayı gerçekleşiyor” şeklinde kalıplar arar. Bu kalıpları bir kez öğrendiğinde, B olayını beklemeden A olayına tepki vermeye başlar. Gelin, bu mekanizmanın nasıl çalıştığını, 1900’lerin başında bir laboratuvarda salya akıtan köpeklerle başlayan o meşhur hikaye üzerinden keşfedelim.
Pavlov’un Tesadüfü: Zil, Yemek ve Salya
Ivan Pavlov aslında bir psikolog değil, sindirim sistemi üzerinde çalışan Nobel ödüllü bir Rus fizyologdu. Asıl amacı, köpeklerin sindirim süreçlerini, özellikle de tükürük salgısının sindirimdeki rolünü incelemekti. Deneylerinde köpeklerin sindirimini ölçmek için onlara et tozu veriyor ve özel bir düzenekle salya miktarlarını hassas bir şekilde ölçüyordu.
Ancak bir süre sonra tuhaf bir şey fark etti: Köpekler henüz eti görmeden, sadece eti getiren asistanın ayak seslerini duyduklarında, laboratuvarın kapısı açıldığında ve hatta asistanın beyaz önlüğünü gördüklerinde salya akıtmaya başlıyorlardı. Başlangıçta Pavlov bunu “deneyi bozan bir hata” olarak gördü. Ancak bilimsel merakı ağır bastı ve bu “psişik salgı”nın üzerinde durdu. Köpeklerin, yemekle biyolojik bir ilgisi olmayan nötr bir uyarıcıyı (ayak sesi), yemekle ilişkilendirmeyi öğrendiklerini keşfetti. Bunu test etmek için kontrollü bir deney kurdu: Köpeklere yemek vermeden hemen önce bir zil (bazı kaynaklarda metronom veya diyapazon) çaldı.
Klasik Koşullanmanın Formülü
Bu süreci ve kendi hayatımızdaki yansımalarını anlamak için dört temel kavramı bilmemiz gerekir:
- Koşulsuz Uyarıcı (Doğal Tetikleyici): Öğrenme gerektirmeyen, organizmada doğal ve otomatik olarak bir tepkiyi başlatan şeydir. Pavlov’un deneyinde bu Yemektir. Dişçi örneğinde ise dişinize değen matkap (fiziksel acı) koşulsuz uyarıcıdır.
- Koşulsuz Tepki (Doğal Refleks): Doğal tetikleyiciye verilen otomatik, biyolojik tepkidir. Bu tepki üzerinde kontrolümüz yoktur. Pavlov’un deneyinde yemeği görünce Salyanın akmasıdır. Dişçi örneğinde ise acı hissedince kasılmak veya korkmak koşulsuz tepkidir.
- Koşullu Uyarıcı (Öğrenilmiş Tetikleyici): Başlangıçta Nötr Uyarıcı olan (yani tek başına bir tepki yaratmayan), ancak doğal tetikleyiciyle eşleşince anlam kazanarak Koşullu Uyarıcıya dönüşen şeydir. Pavlov’un deneyinde Zil sesidir. Başlangıçta zil sesi köpek için bir anlam ifade etmezken, yemekle eşleşince “yemek geliyor” sinyaline dönüşür. Dişçi örneğinde, matkabın çıkardığı “vızzz” sesi koşullu uyarıcıdır.
- Koşullu Tepki (Öğrenilmiş Refleks): Öğrenilmiş tetikleyiciye verilen tepkidir. Artık organizma, asıl olay gerçekleşmeden tepki verir. Pavlov’un deneyinde sadece zili duyunca Salyanın akmasıdır. Dişçi örneğinde, matkap henüz dişinize değmeden o sesi duyar duymaz gerilmeniz koşullu tepkidir.
Özetle:
- Başlangıçta: Zil -> Tepki yok (Nötr).
- Eşleşme Sırasında: Zil + Yemek -> Salya (Doğal tepki yemeğe verilir).
- Sonuçta: Zil -> Salya (Artık öğrenme gerçekleşti! Zil tek başına yeterli).
Günlük Hayatta Klasik Koşullanma: Sadece Köpekler İçin Değil
Pavlov’un bulgusu sadece laboratuvar köpekleri için geçerli değildir; insan davranışlarının, özellikle de duygusal tepkilerin ve alışkanlıkların temelini oluşturur.
- Fobiler ve Korkular (Küçük Albert Deneyi): John B. Watson, Pavlov’un ilkelerini insanlara uyarlayarak etik açıdan çok tartışmalı olan “Küçük Albert” deneyini yaptı. 11 aylık Albert, başlangıçta beyaz fareden korkmuyordu. Watson, Albert fareye her dokunduğunda arkasında demir bir çubuğa vurarak korkunç bir gürültü çıkardı. Birkaç tekrardan sonra Albert, gürültü olmasa bile fareyi görür görmez ağlamaya başladı. Daha da ilginci, korkusu genellendi: Tavşanlardan, kürklü paltolardan ve hatta Noel Baba maskesinden bile korkar hale geldi. Bu, fobilerin nasıl öğrenilebileceğinin kanıtıdır.
- Reklamcılık ve Pazarlama: Reklamcılar bu ilkeyi her gün kullanır. Bir araba reklamında (nötr ürün) neden her zaman çok çekici bir manken, harika bir manzara veya popüler bir müzik (hoş uyarıcı) kullanılır? Amaç, beyninizin bu olumlu duyguları ürünle eşleştirmesini sağlamaktır. Markayı gördüğünüzde (koşullu uyarıcı), reklamdaki o “iyi hissetme” halini (koşullu tepki) hatırlarsınız ve ürünü almaya daha yatkın olursunuz.
- Tat Tiksinmesi (Garcia Etkisi): Bu, klasik koşullanmanın en güçlü ve en hızlısıdır. Normalde koşullanma için birçok tekrar gerekirken, tat tiksinmesi tek bir seferde gerçekleşebilir. Bir yiyecekten zehirlenirseniz veya o yiyeceği yedikten hemen sonra (sebebi başka olsa bile) mideniz bulanırsa, beyniniz o yiyeceği “zehir” olarak etiketler. Yıllar geçse bile o yiyeceğin kokusunu aldığınızda mideniz bulanabilir. Bu, atalarımızın zehirli bitkilerden korunmasını sağlayan evrimsel bir mirastır.
- Romantik İlişkiler ve “Bizim Şarkımız”: Eski bir sevgilinizle sıkça dinlediğiniz bir şarkıyı yıllar sonra radyoda duyduğunuzda, aniden içinizi bir hüzün veya özlem kaplayabilir. Şarkı (koşullu uyarıcı), geçmişteki duygusal anlarla (koşulsuz uyarıcı) eşleşmiştir ve o kişiyi görmeseniz bile duyguyu geri çağırır.
Öğrenilen Unutulabilir mi? (Sönme, Geri Gelme ve Ayırt Etme)
Peki, Pavlov her zil çaldığında yemek vermeyi keserse ne olur? Bir süre sonra, zil sesi ile yemek arasındaki bağlantı zayıflar ve köpek salya akıtmayı bırakır. Buna Sönme (Extinction) denir. Fobi tedavilerinde de maruz bırakma terapisi bu ilkeye dayanır; kişi korktuğu nesneyle (örneğin örümcek) güvenli bir ortamda tekrar tekrar karşılaşır ve kötü bir şey olmadığını görünce korku tepkisi söner.
Ancak dikkat! Sönme, unutmak veya hafızadan silmek demek değildir; sadece tepkinin baskılanmasıdır. Pavlov, sönme gerçekleştikten sonra köpeği bir süre dinlendirip tekrar laboratuvara getirdiğinde, zil sesine karşı (daha zayıf da olsa) yeniden salya tepkisi verdiğini gördü. Buna Kendiliğinden Geri Gelme (Spontaneous Recovery) denir. Bu, eski alışkanlıkların (örneğin sigarayı bıraktıktan aylar sonra gelen o ani istek) veya korkuların neden bazen aniden nüksettiğini açıklar.
Ayrıca beynimiz iki zıt işlemi de yapabilir:
- Genelleme: Köpek zilin sesine benzeyen başka seslere de (örneğin kapı ziline veya telefona) tepki verebilir. “Bütün köpekler tehlikelidir” diyen birinin yaşadığı durum genellikle budur; bir köpek tarafından ısırılmış, korkusunu hepsine yaymıştır.
- Ayırt Etme (Diskriminasyon): Eğer köpek sadece belirli bir tondaki zilde yemek alıp diğerlerinde almazsa, sadece o özel tona tepki vermeyi öğrenir. Bu, “Pitbullardan korkarım ama Golden Retrieverları severim” diyen birinin durumudur; farkı ayırt etmeyi öğrenmiştir.
Sonuç olarak, klasik koşullanma, çevremizdeki dünyayı anlamlandırmamızın, tehlikelerden kaçınmamızın ve sevdiğimiz şeylere yönelmemizin en temel yoludur. Çoğu zaman farkında olmadan, bir şarkıyla hüzünlenmeyi, bir kokuyla acıkmayı, bir logoyla güven duymayı veya bir nesneden korkmayı bu basit ama güçlü mekanizma sayesinde öğreniriz.
Peki ya davranışlarımızın sonuçları? Bir davranışı ödül almak için bilerek yapmak veya ceza almamak için yapmamak? İşte o zaman sahneye B.F. Skinner ve meşhur kutusu çıkıyor.
Gelecek Yazı: Öğrenmenin ABC’si 2: Edimsel Koşullanma (Skinner’ın Kutusu ve Ödül-Ceza)
Kaynakça ve İleri Okuma
- Pavlov, I. P. (1927). Conditioned Reflexes: An Investigation of the Physiological Activity of the Cerebral Cortex. Oxford University Press.
- Watson, J. B., & Rayner, R. (1920). Conditioned emotional reactions. Journal of Experimental Psychology.
- Rescorla, R. A. (1988). Pavlovian conditioning: It’s not what you think it is. American Psychologist.

