Seans biter, ekranı kapatırsınız. Ama içinizde bir şey rahatsız eder. Danışmanınızın söylediği bir cümle aklınızdan çıkmaz: “Neden öyle dedi? Beni hiç anlamadı.” Belki saatin dolduğunu tam da önemli bir şey anlatırken hatırlatmıştır. Belki sizin için çok önemli bir ayrıntıyı unutmuştur. Belki de söylediği bir şey, tam olarak neden olduğunu bilmeden sizi kırmıştır.
Bir sonraki seansa kadar bu duygu sizinle kalır. Belki seansı iptal etmeyi düşünürsünüz. Belki gelirsiniz, ama hiçbir şey olmamış gibi davranırsınız.
Bu duygu çok olağan
Danışmanınıza karşı kırgınlık, öfke ya da hayal kırıklığı hissetmek, sürecin en sık yaşanan ama en az konuşulan deneyimlerinden biridir. Pek çok insan bu duyguyu saklar. Çünkü ya “Bunu söylemek ayıp olur” diye düşünür, ya “İlişkiyi bozarım” diye korkar, ya da “Demek ki bu danışman bana uygun değil” diye sessizce gitmeye karar verir.
Oysa bu anlar, sürecin en verimli anlarından biri olabilir.
İki gerçek birden
Danışmanınıza kızdığınızda genellikle iki şey aynı anda doğrudur.
Birincisi: Danışmanınız gerçekten bir hata yapmış olabilir. Sizi yanlış anlamış, bir şeyi gözden kaçırmış, gereğinden sert ya da aceleci olmuş olabilir. Danışmanlar da insandır ve öfkeniz, yaşanan gerçek bir şeye verilmiş gerçek bir tepkidir.
İkincisi: Bu tepkinin şiddeti, rengi ya da tanıdıklığı, size kendi döngünüzle ilgili bir şey de anlatabilir. Önemli bir şey anlatırken sözünüzün kesilmesi, belki hayatınız boyunca tekrar tekrar yaşadığınız bir duyguyu canlandırmıştır: dinlenmemek, önemsenmemek, bir yük gibi hissettirilmek.
İyi bir danışmanlık süreci bu iki gerçekten birini ötekine feda etmez. Öfkeyi yalnızca “geçmişin yansıması” diye açıklamak, yaşadığınızı küçümsemek olur. Yalnızca “danışman hata yaptı” diye kapatmak ise önemli bir fırsatı kaçırmak demektir.
Kopuş ve onarım
Danışmanlık ilişkisindeki bu tür gerilimlere “kopuş” anları denir. Bu alandaki çalışmalar, kopuşların kendisinin sorun olmadığını gösteriyor. Asıl önemli olan, onların fark edilip konuşulabilmesi ve birlikte onarılabilmesidir. Onarılan bir kopuş, ilişkiyi çoğu zaman öncesinden daha güçlü hâle getirir.
Süre Sınırlı Dinamik yaklaşım için bu anlar özellikle değerlidir. Çünkü hayatınızda tekrar eden döngü, tam o an iki insanın arasında canlı olarak yaşanmaktadır. Ve bu kez farklı bir sonla bitme ihtimali vardır.
Söylediğinizde ne olur?
Diyelim ki bir sonraki seansın başında şunu söylediniz: “Geçen hafta söylediğiniz bir şey canımı sıktı.”
İyi bir danışman buna savunmayla karşılık vermez. Önce sizi dinler. Ne olduğunu, sizde neye dokunduğunu anlamaya çalışır. Kendi payına düşeni kabul eder. Sonra belki birlikte merak edersiniz: “Bu his size tanıdık geliyor mu? Daha önce hangi ilişkilerde böyle hissettiniz?”
Hayatı boyunca öfkesini saklamış biri için bu deneyim çok güçlü olabilir. Kırgınlığını dile getirmiş ve ilişki bozulmamıştır. Karşısındaki kişi ne kızmış ne de uzaklaşmıştır. Belki ilk kez, bir anlaşmazlığın bir ilişkinin sonu olmadığını yaşayarak öğrenmiştir.
Nasıl söyleyebilirsiniz?
Bunu mükemmel bir biçimde ifade etmeniz gerekmez. “Geçen seanstan beri aklımda bir şey var” demek yeterli bir başlangıçtır. Ne hissettiğinizden emin değilseniz, “Bir şey beni rahatsız etti ama tam ne olduğunu bilmiyorum” demek de son derece değerlidir.
Bir de şunu eklemek isterim: Süreci bırakmayı düşünüyorsanız, bunu da seansa getirin. Bırakma isteği bile konuşulduğunda çoğu zaman çok şey anlatır. Belki gerçekten başka bir danışman size daha iyi gelecektir; bu da konuşularak verilmesi gereken bir karardır. Ama belki o istek, hayatınızda başka ilişkilerde de yaptığınız bir şeyin, zorlaşınca sessizce gitmenin bir tekrarıdır.
Danışmanınıza kızmak, sürecin yolunda gitmediği anlamına gelmez. Çoğu zaman tam tersine, gerçek bir şeylerin olmaya başladığını gösterir.

