Kimin Hayali, Kimin Tercihi?

LGS sonuçları açıklandı. Sevinç, hüzün, öfke, hayal kırıklığı… Aynı anda birçok duyguyu içinde barındıran bir süreç. Bir yanda “ben sana demiştim” demeyi hazırda bekleyen anne babalar; diğer yanda büyük bir kırılma yaşamamak için “zaten kaydırma yaptım” diyen öğrenciler ve gerçekten beklediği sonucu alamayanlar… Ve hâlâ devam eden bir süreç. Çünkü şimdi yeni bir koşturmaca aileleri ve öğrencileri bekliyor: tercih süreci.

“Ben kimim?” sorusuna yanıt aramaktan çoktan vazgeçmiş, gözlerinin feri sönmüş binlerce genç… Üstelik henüz 13-14 yaşındalar. Kimlik inşasının tam ortasındalar ve kendilerini tanıyabilmek için uygun ortamlara ihtiyaç duyuyorlardı. Bu ortama sahip olmuş, ilgi ve yeteneklerini keşfetmiş gençler için tercih süreci daha kolay geçecek; potansiyellerini gerçekleştirebilecekleri okulların farkında olarak seçim yapacaklar.

Ama kendini tanıma sürecini es geçmiş gençler için durum çok daha karmaşık. Okuldan dershaneye, dershaneden kurslara, oradan özel derslere koşturmuş; ya da sadece sanal dünyaya sıkışıp okul dışında gerçek hayatla temas etme imkânı bulamamış binlerce genç için bu süreç çok daha zor. Çünkü neyi istediğini bilmek, önce kim olduğunu bilmeyi gerektirir.

İşin bir de aileler kısmı var. İmkânları, fırsatları olmadığı için kendi hayallerini gerçekleştirememiş binlerce anne baba… Belki de kendi çocukluklarında hiç fırsatları olmadı. Bu yüzden çocukları için ellerinden gelenin fazlasını yapmak istediler. Ama çoğu zaman, farkında olmadan, çocuklarına kendi hayallerini gerçekleştirme sorumluluğunu da yüklediler. Anne babasının hayalini taşıma yükü altında kendiliği gizli kalmış binlerce genç…

Yine de yol devam ediyor. Şu ana kadar ne olduysa oldu; ama gençlerin sesine kulak vermek, onların kendiliğini desteklemek için hiç geç değil. Bu, gençleri seçimleriyle tamamen kendi hâllerine bırakmak gibi bir sınırsızlık anlamına gelmez. Onlara alan açmak, gerektiğinde yol göstermek; gerçeklikten kopuk tercihlere yöneldiklerinde ise dayatmadan, uzlaşarak konuşmak ve birlikte karar vermek gerekir. Alan açmakla başıboş bırakmak aynı şey değildir.

Çünkü lise dönemi, olağanüstü fırsatlar barındıran bir dönemdir. Önceki yıllarda yaşanan gelişimsel tıkanmaların bile doğru bir çevre etkileşimiyle çözülebileceği bir dönem. Geç kalınmış bir şey yok; aksine, yeni bir başlangıç var.

O hâlde gence alan açan, gerektiği kadar destek veren, onu hayata karışması yönünde cesaretlendiren ebeveynler olalım. Bu tercih dönemini çekişerek değil, uzlaşarak geçirelim.

Saygı ve sevgiyle kalın.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir