Döngünün Dört Parçası, III: Başkaları Ne Yapıyor? yazısının kapak görseli

Döngünün Dört Parçası III: Başkaları Ne Yapıyor?

“Döngünün Dört Parçası” serisi, Süre Sınırlı Dinamik yaklaşımın temel fikrini dört yazıda ele alıyor. Bu, serinin üçüncü yazısı.

Hep ertelenen, hep son sıraya konan biri olduğunuzu düşünün. Bunu yıllardır gözlemliyorsunuz: arkadaş planlarında, iş yerindeki kararlarda, ailedeki paylaşımlarda. Bir noktada kaçınılmaz bir sonuca varırsınız: “İnsanlar bana böyle davranıyor.” Bu gözlem çoğu zaman doğrudur. Asıl soru, neden böyle olduğudur.

Gerçek tepkiler

Döngünün üçüncü halkası, başkalarının bize karşı gerçekte ne yaptığıdır. Bunlar hayal ettiğimiz ya da beklediğimiz tepkiler değil; yaşanan, gözlenen davranışlardır. Bir yakınımızın sözümüzü kesmesi, bir arkadaşın planlarında bizi unutması, bir yöneticinin yaptığımız işi görmezden gelmesi…

Burada önemli bir parantez açmak gerekiyor: Bazen insanlar gerçekten kırıcı, adaletsiz ya da incitici davranır ve bunun sorumluluğu tamamen onlardadır. Döngüye bakmak, kimseyi suçlamak ya da yaşanan haksızlıkları küçümsemek anlamına gelmez. Ama tekrar eden örüntülerde, genellikle hikâyenin anlatılmayan bir kısmı da vardır.

Davranışlar karşılık çeker

İlişkiler karşılıklıdır. Her davranışımız, karşımızdakinden belli türde bir cevabı “davet eder”. Kendini hep geri planda tutan birine insanlar yer açmayı kolayca unutur. Her şeyi kontrol etmeye çalışan birinin yanında insanlar ya pasifleşir ya da direnir. Sürekli onay arayan biri zamanla karşısındakini yorabilir; yorulan kişi de uzaklaşır.

Bu karşılıklar çoğu zaman bilinçli değildir. İnsanlar bize nasıl davrandıklarını düşünerek değil, önlerine konan davete kendiliğinden uyarak karşılık verirler. Hep son sıraya konan kişi, belki de hiç “Ben de varım” dememiştir. Ona yer açılmaması, bu sessiz davete verilmiş sessiz bir cevaptır.

Beklentinin kendini doğrulaması

Döngünün asıl gücü burada ortaya çıkar. İkinci halkada beklediğimiz şey, ilk halkadaki davranışlarımız aracılığıyla üçüncü halkada gerçekleşir. Reddedilmeyi bekleyen kişi mesafeli durur, mesafe karşısındakini uzaklaştırır, uzaklaşma da “Biliyordum, zaten reddedilecektim” duygusunu doğrular.

Buna bir de seçici dikkat eklenir. Beklentimizi doğrulayan tepkileri hemen fark eder, uzun süre hatırlarız. Beklentimize uymayan tepkileri ise ya görmeyiz ya da “Bu seferlik öyleydi” diye geçiştiririz. Böylece döngü, hem gerçek tepkilerle hem de onları nasıl yorumladığımızla beslenir.

Seanslarda bu halkaya nasıl bakıyoruz?

Bu yaklaşımın ilginç bir kabulü vardır: Danışman da bu döngünün dışında kalmaz. Danışanın ilişki biçimi, danışmanı da belli tepkilere davet eder. Her şeyi idare ettiğini gösteren bir danışanla danışman, farkında olmadan onun zorluklarını küçümseyebilir. Hep özür dileyen bir danışanla, farkında olmadan onu rahatlatmaya çalışan tarafa geçebilir.

Bu bir hata değil, sürecin doğal bir parçasıdır. Önemli olan, bu çekimi fark etmek ve birlikte konuşabilmektir. Danışman bu kez tanıdık tepkiyi vermediğinde, danışan belki de ilk kez farklı bir karşılık deneyimler. Değişim çoğu zaman, anlamanın yanında böyle yeni bir deneyimle başlar.

Kendinize sorabileceğiniz bir soru

İnsanların size karşı sık sık gösterdiği bir tepki var mı? Belki sözünüzün kesilmesi, belki size danışılmadan karar verilmesi, belki size hep yardım edilmesi. Bu tepkiden hemen önce siz ne yapmıştınız?

Serinin son yazısında döngünün belki de en görünmez halkasına bakacağız: Bütün bunların sonunda kendimize nasıl davranıyoruz?

Serinin yazıları

  1. Ne Yapıyoruz?
  2. Başkalarından Ne Bekliyoruz?
  3. Başkaları Ne Yapıyor? (bu yazı)
  4. Kendimize Ne Yapıyoruz?