Döngünün Dört Parçası, I: Ne Yapıyoruz? yazısının kapak görseli

Döngünün Dört Parçası I: Ne Yapıyoruz?

“Döngünün Dört Parçası” serisi, Süre Sınırlı Dinamik yaklaşımın temel fikrini dört yazıda ele alıyor. Bu, serinin ilk yazısı.

Bazı insanlar hayatlarını anlatırken aynı soruyu farklı biçimlerde tekrar eder: “Neden hep böyle oluyor?” Farklı iş yerleri, farklı arkadaşlar, farklı sevgililer… ama hikâye hep tanıdık bir noktaya varır. Sanki biri, başka oyuncularla aynı oyunu yeniden sahneliyormuş gibi.

Süre Sınırlı Dinamik yaklaşım bu tekrarı merkeze alır. 1980’lerde Hans Strupp ve Jeffrey Binder’ın geliştirdiği bu yaklaşıma göre, yaşadığımız zorlukların önemli bir kısmı kendini besleyen ilişki döngülerinde saklıdır. Bir döngüyü anlamanın yolu da onu parçalarına ayırmaktır. Bu parçalar dört soru olarak düşünülebilir:

  1. Ne yapıyorum?
  2. Başkalarından ne bekliyorum?
  3. Başkaları bana ne yapıyor?
  4. Kendime ne yapıyorum?

Bu yazıda ilk soruya bakacağız. İlk bakışta en kolayı gibi görünüyor. Ama çoğu zaman en az fark ettiğimiz halka budur.

Görünen ve görünmeyen davranışlar

“Ne yapıyorum?” sorusunun cevabı yalnızca dışarıdan görülen davranışlardan oluşmaz. Söylediklerimiz ve yaptıklarımız kadar düşündüklerimiz, hissettiklerimiz, hatta istediğimiz ama dile getirmediğimiz şeyler de bu halkanın parçasıdır.

Bir toplantıda fikrini söylemek isteyen ama son anda vazgeçen birini düşünün. Dışarıdan bakan biri hiçbir şey görmez; o kişi yalnızca sessizdir. Oysa içeride bir istek doğmuş, bir kaygı yükselmiş, bir karar verilmiştir: “Söylemesem daha iyi.” Bu da bir eylemdir. Yapılmayan şey de bir şey yapmaktır.

Kendimize en yakın, bizden en uzak

İşin ilginç yanı şu: Kendi davranışlarımızı çoğu zaman en son biz fark ederiz. Hep şaka yaparak konuyu değiştirdiğimizi, her cümleye “Belki yanlış düşünüyorumdur ama” diye başladığımızı, kimse sormadan özür dilediğimizi, yardım teklif edildiğinde hemen “Gerek yok” dediğimizi çevremizdekiler bizden önce görür.

Çünkü bu davranışlar bize davranış gibi gelmez, “ben” gibi gelir. “Ben böyleyim, esprili biriyim.” “Ben kimseye yük olmam.” “Ben hep hazırlıklıyımdır.” Bu cümlelerin her biri bir kişilik özelliği gibi görünür. Oysa çoğu, bir zamanlar işe yarayan ve tekrar ede ede yerleşen ilişki biçimleridir.

Her davranışın altında bir istek

Döngünün bu halkasına yakından baktığımızda, davranışın altında çoğu zaman bir istek buluruz. Hep şaka yapan kişi belki yakın olmak ister, ama ciddiyetin getireceği kırılganlıktan korkar. Hep hazırlıklı olan kişi belki güvende hissetmek ister, ama hazırlıksız yakalanmanın utancına dayanamaz. Kimseye yük olmayan kişi belki bir gün birinin ona da koşmasını ister.

Davranış ile istek arasındaki bu mesafe önemlidir. Çünkü çoğu zaman yaptığımız şey, istediğimiz şeye ulaşmamızı engeller. Yakınlık isteyen şakacı, şakalarıyla araya mesafe koyar. Görülmek isteyen sessiz kişi, sessizliğiyle görünmez olur. Döngü tam da burada başlar.

Seanslarda bu halkaya nasıl bakıyoruz?

Seanslarda bu halkayı genellikle somut anlardan yola çıkarak ararız. “Genelde nasıl biriyim?” sorusu yerine şunları sorarız: “Geçen salı, yöneticiniz o cümleyi kurduğunda tam olarak ne yaptınız? İçinizden ne geçti? Ne söylemek istediniz, ne söylediniz?” Genellemeler bizi soyut bir kişilik tarifine götürür. Somut anlar ise döngünün gerçek hareketini gösterir.

Bir de seansın kendisi vardır. Danışan bir şeyi anlatırken geri çekiliyorsa, özür diliyorsa ya da konuyu hep başkalarına getiriyorsa, bu halka tam o anda, iki insanın arasında görünür hâle gelir. Bunu birlikte ve merakla fark etmek, belki de bu yaklaşımın en değerli yanıdır.

Kendinize sorabileceğiniz bir soru

Yakın zamanda birine yaklaşmak, bir şey istemek ya da itiraz etmek istediğiniz bir anı düşünün. O an ne yaptınız? Ne düşündünüz, ne hissettiniz? Ve belki en önemlisi: Aslında ne istiyordunuz?

Cevaba yargılamadan, yalnızca merakla bakmak yeterli. Döngünün ilk halkası çoğu zaman böyle, küçük bir fark edişle görünür olur.

Serinin bir sonraki yazısında ikinci halkaya bakacağız: Başkalarından ne bekliyoruz ve bu beklentiler, ne yapacağımızı nasıl belirliyor?

Serinin yazıları

  1. Ne Yapıyoruz? (bu yazı)
  2. Başkalarından Ne Bekliyoruz?
  3. Başkaları Ne Yapıyor?
  4. Kendimize Ne Yapıyoruz?