Sevgiyi Sınayan yazısının kapak görseli

Sevgiyi Sınayan

Melis’in sevgilisi bir akşam yemeğinde telefonuna bakıp gülümser. Melis’in içinde bir şey kasılır: “Kimdi o?” Soru masumdur, ama ses tonu değildir. Ertesi gün sevgilisinin son görülme saatine bakar. Bir sonraki hafta, sevgilisinin kendisi için ne kadar çaba göstereceğini görmek için bir buluşmayı son anda iptal eder ve bekler: Israr edecek mi, yoksa rahatlayacak mı?

Otuz iki yaşındaki Melis, ilişkilerinde hep aynı yere varır. Başlangıçta her şey güzeldir. Ama yakınlık arttıkça bir huzursuzluk da büyür. “Beni gerçekten seviyor musun?” sorusu, farklı biçimlerde, defalarca sorulur. Ve hiçbir cevap yeterli gelmez.

Döngünün halkaları

Melis’in ne yaptığına bakalım. Sınar, kontrol eder, güvence ister. Bazen açıkça sorar, bazen dolaylı yoldan dener: bir tartışma başlatır ve karşı tarafın gidip gitmeyeceğini görmek ister. Sevgilisinin iş arkadaşlarını, eski ilişkilerini, telefonunu sorgular.

Melis’in beklentisi şudur: “Sonunda beni bırakacak. Bu sevgi geçici, ya da göründüğü gibi değil.” Her güvence, bu korkuyu yalnızca kısa bir süreliğine yatıştırır.

Başkalarının ona nasıl karşılık verdiğine bakalım. Partner başlangıçta sabırla güvence verir. Ama sürekli sınanmak, sorgulanmak, kontrol edilmek yorucudur. Zamanla partner savunmaya geçer, kızar ya da geri çekilir. Kendini sürekli suçlanıyormuş, ne yaparsa yapsın yetersiz kalıyormuş gibi hisseder. Bu uzaklaşma da Melis’in korkusunu doğrular: “Biliyordum, gidecekti.”

Peki Melis kendine ne yapar? Bir kıskançlık krizinin ardından utanır, kendinden nefret eder. “Neden böyleyim? Kim böyle birini sever ki?” Bu sert iç ses, sevilmeye değer olmadığı inancını daha da derinleştirir. Ve bir sonraki sınav daha da kaçınılmaz hâle gelir.

Bir sorumluluk notu

Bu döngüyü anlamak, onu mazur görmek anlamına gelmez. Sürekli sorgulamak, telefon kontrol etmek, partnerin kiminle görüşeceğine karışmak, karşıdaki kişiyi gerçekten yıpratır ve ilişkiye zarar verir. Bu davranışların arkasında derin bir korku olabilir, ama sonuçlarının sorumluluğu yine de kişinin kendisindedir.

Bir de şunu eklemek gerekir: Bazen şüphe yersiz değildir. Gerçekten aldatılan, gerçekten tutarsız davranan biriyle yaşayan insanlar da vardır. Burada anlattığım döngü, güvenmek için bir neden olduğu hâlde güvenememekle ilgili.

Bu döngü nereden geliyor?

Sevgiyi sürekli sınayan birçok insanın geçmişinde, sevginin güvenilmez olduğu ilişkiler vardır. Bazen yakın, bazen ulaşılmaz bir ebeveyn. Ani bir ayrılık, bir ihanet, bir kardeşin hep daha çok sevildiği duygusu. Çocuk, sevginin her an geri çekilebileceğini öğrenir ve bu yüzden onu sürekli kontrol etme ihtiyacı duyar.

Sınamak, aslında bir kesinlik arayışıdır: “Gerçekten kalacak mı?” sorusuna kesin bir cevap bulma çabası. Ama ilişkilerde böyle bir kesinlik yoktur. Ve kesinlik aradıkça, belirsizlik daha dayanılmaz hâle gelir.

Seanslarda

Melis gibi biriyle çalışırken sınamalar seanslarda da görünür. Melis bir seansı iptal edip danışmanın tepkisini merak edebilir. “Diğer danışanlarınızla da böyle ilgileniyor musunuz?” diye sorabilir. Danışmanın yüzünde bir sıkılma, bir yorgunluk işareti arayabilir.

Burada danışma ilişkisinin tutarlılığı çok değerli bir deneyimdir. Her hafta aynı gün, aynı saat. Sınamalar karşısında ne kızmayan ne de geri çekilen, ama sınamayı merakla konuşmaya açan biri. Belki Melis ilk kez, güvenilir bir ilişkinin nasıl hissettirdiğini yaşar.

Sürecin baştan belirlenmiş bitişi de Melis için önemli bir konu olabilir. Bitiş, terk edilme korkusunu canlandırabilir. Ama bu korkunun konuşulabildiği, bitişin ani değil planlı olduğu bir deneyim, eski yaraya farklı bir dokunuş sağlar.

Korkuyu söylemek

Değişim çoğu zaman sınamak yerine söylemekle başlar. “Kimdi o?” yerine “Bugün kendimi biraz güvensiz hissediyorum” demek. Bir buluşmayı iptal edip beklemek yerine “Senin için önemli olduğumu duymaya ihtiyacım var” diyebilmek.

Bu cümleler savunmasız ve ürkütücüdür. Ama sınamanın aksine, karşıdakini yıpratmaz, ona yaklaşma fırsatı verir. Ve belki zamanla Melis şunu öğrenir: Sevgi bir sınavdan geçerek kanıtlanmaz. Kalınarak, tekrar tekrar gösterilerek, yavaş yavaş güvene dönüşür.

Bu yazıdaki Melis gerçek bir kişi değildir. Pek çok insanın deneyiminde karşılaşılan örüntülerden damıtılmış, kurgusal bir karakterdir.